ÜÇ AYLAR VE REGAİB KANDİLİ

Üçaylar’ın habercisi: Regâib Kandili
Öteden beri bütün müslümanların özlem ve heyecanla beklediği, manevi feyiz ve bereket pınarları; Üç aylara yaklaşmış bulunmaktayız. Regaib gecesi Üç ayların müjdecisi mübarek bir kandil gecesidir. Recep, Şaban ve Ramazan aylarına Üç aylar adı verilir.

 

Bu üç ay içerisinde peşi peşine gelecek olan Regaib, Mirac, Berat ve Kadir geceleri bu aylara bir başka mana katarlar. Bu geceler, üç ayların manevi atmosferinin bereketli ve hikmetli yıldızları gibidir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav) bu aylarda daha çok ibadet eder ve: “Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur” (Ahmet bin Hanbel, Müsned, 1/2591) diye dua ederdi. İşte kısa bir süre sonra kavuşacağımız bu üç aylar ve mübarek gecelerde, önce Rabbimize, sonra da ailemize, milletimize ve ülkemize karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlamalı, Allah’ın, engin rahmetine sığınıp hata ve günahlarımızdan tevbe etmeye gayret etmeliyiz. Nitekim Kur’an’ımız da bizden böyle bir muamele istemektedir: “(Ey Muhammed!) De ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin, doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O bağışlayandır, merhamet edendir.

 

Regâib kelimesi ne anlama gelir?

Üç ayların birincisi olan Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaib Kandili gecesidir. Regâib kelimesi, arapça asıllı bir kelime olup, "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be" ise, kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarfetmek demektir. "Reğîb" ve “merğub“ kelimeleri ise, "reğabe"den türemiş olan birer isimdir ve “kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey“ demektir.

 

Regib kelimesinin dişil olana isim olması "reğîbe" kelimesi ile ifade edilir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur.

 

Terim olarak yani dinimizde kullanıldığı manası ile Regâib, Türkçede kandil geceleri dediğimiz mübârek gecelerden biridir. Hicrî takvime göre, yedinci ay olan Receb ayının  müslümanlar arasında kutsal kabul edilen ilk Cuma gecesidir. Bu gecede Yüce Allah'ın rahmet, bağış ve yardımlarının dağıtıldığına inanılır.

 

Regâib kelimesi Kur'an'da bu lafız ile geçmez. Ancak "reğabe"den türemiş olan çeşitli kelimeler, Kur'ân'da sekiz yerde geçer ve "reğabe"nin ifâde ettiği mana için kullanılır. O ayetlerden birisi şöyledir: Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup, "Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Resûlü de. Biz yalnız Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (daha iyi olurdu).

 

Regâib Kandili ne zamandan beri kutlanır?

Regâib kandilini kutlama adetleri ilk defa 12. asırda ortaya çıkmış ama, 18. asırdan itibaren, Regâib geceleri tekke ve zaviyelerde gösterişli törenlerle kutlanmaya başlanmıştır. Tasavvuf ehli olan şairler, bu gece için "reğâibiye" adı verilen şiirler yazmışlar; bu şiirlerin bazıları bestelenerek yapılan törenlerde okunmaya başlamıştır. Diğer kandil gecelerinde olduğu gibi, Regâib kandillerinde de minârelere kandillerin asılması gelenek haline gelmiştir. Halk arasında Regâib gecelerinde ibâdet ve duada bulunma, geceyi kandil simidi ve şekerlemeleri ile kutlama âdeti yerleştir. Bu gibi âdetler, günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Regâib gecelerinde dua etmek, tevbe ve istiğfarda bulunmak, bu geceyi kutsal kabul etmek suretiyle çeşitli ibâdetlerle geçirmek, genel olarak alimler arasında kabul görmüştür.

 

Aslında Allah (cc) katında zamanların değerleri birbirine eşittir. Ancak öyle zamanlar vardır ki o zamanlarda  öyle hadiseler olur ki, o vakte diğer zaman dilimlerinden daha üstün bir değer kazandırır. Receb-i şerîfin ilk Cuma gecesine isabet eden Regâib Gecesi'de bu müstesna zamanlardan biridir. Haddizatında Cuma geceleri kıymetli vakitlerden biridir. Regaib Gecesi gibi bir gece de  Cuma gecesine eklenince, bu gece daha da bir kıymetli ve değerli olur.

 

Regâib Kanili ile ilgili rivayetler

Bu geceye Regaib gecesi denmesine sebep olarak, bir çok değişik rivayet bize kadar ulaşmıştır. Bunlardan biri; Hz. Amine validemizin böyle bir gecede Resulullah  (sav)’e hamile olduğunu anlamış olmasıdır. Ancak bu rivayet pek kabul görmemiştir. Fakat bu gecede Allah Teâla'nın, kullarına lütfunun çokluğu, kereminin bolluğu ve pek çok günahkarı bağışlaması, bu gecenin diğer mübarek gün ve geceleri müjdelemesi ve Peygamber Efendimiz (as)’ın bu geceden başlamak üzere Recep ve Şaban aylarını diğer aylara nisbetle daha bir ehemmiyet vererek ihya etmiş olması gibi etkenler bu geceyi ön plana çıkarmış olduğu alimlerimizce kabul edilmiştir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav) Regaib gecesinin içinde bulunduğu Recep ayında çok dua eder, namaz kılar, oruç  tutar, iyiliklerin her çeşidini yapar, sadaka vermeye özen gösterirdi. Resulullah (sav)'in Receb'in ilk perşembe gününü oruçla geçirdiği ve cuma gecesinde, biraz daha fazla nafile namazlar kıldığı rivayet edilmiştir. Bu hususta rivayet edilmiş bazı hadisler şöyledir:

 

“Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.” (İbn-i Asâkir)

 

“Receb-i Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.”(Camiu-s sağir)

 

İbn-i Abbas (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav) Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.”(Müslim)

 

"Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır."(Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423)

 

Ne yapmalı?

Bu aylar ve bu aylarda yer alan bu mübarek geceler, duaların Allah’a arz edilmesi, pişmanlık gözyaşlarıyla günahların silinmesi, yapılan ibadetlere verilen sevabın katlanması bakımından büyük birer fırsattır.

 

İşte ilk idrak edeceğimiz mübarek Regaib Kandili vesilesiyle, ruhumuzu karartan kötü duygu ve düşünceleri kalplerimizden atalım. İbadetin zevkinden bizi mahrum eden nefsin kötü arzularını frenleyelim. Gönül dünyamızı bulandıran haset, kin, düşmanlık gibi kötü duygulardan temizleyelim. Bunun için debu geceyi, oruçlu olarak karşılayalım. Kazaya kalmış namzalarımız varsa en az bir günlük kazâ namazı kılalım. Asgari olarak ta bu gecenin yatsı ve sabah namazını camide cemaatle kılmaya gayret edelim. Çokça Kur'an-ı Kerim okuyalım, Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm getirelim ve Ümmet-i Muhammed’in her türlü bela ve felaketten kurtuluşu ve bütün insanlığın huzur ortamına kavuşması için bolca dualar edelim.  Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yapalım ve çevremizde bulunan hasta ve yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirelim. Eş, dost ve akrabalarımızla tebrikleşelim. Elimizden geliyorsa dargın ve küskünleri barıştıralım. Ayrıca büyüklerimizi arayalım ve gönüllerini alalım. Şahsi çıkar hesaplarını bir tarafa bırakalım, hoşgörü, kardeşlik ve birlik içerisinde olmaya gayret edelim. Mali ve bedeni ibadetlerimize biraz daha ağırlık verelim. Bilelim ki, “Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.”(Gunye) “Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir.”(Miftah-ül-cenne) hadis-i şeriflerinde haber verilen müjdelere kavuşmak halen bizim önümüzde ve bizi beklemektedir; bu fırsatı iyi değerlendirelim.

 

Bütün kardeşlerimizin üç aylarını ve kandillerini tebrik ediyor ve yüce Rabbımızdan bu ay ve günlerin feyiz ve bereketinden bizi mahrum bırakmamasını diliyoruz.


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !